"HAKLIYSAM KAZANIRIM " YANILGISI
Haklılık, İspat ve Delil Rejimi Bağlamında Ses Kaydı İstisnası
Hukuk yargılamasında, sıklıkla dile getirilen “haklı olan kazanır” anlayışı, normatif düzlemde karşılığı bulunmayan bir genellemedir. Zira yargılama faaliyetinde belirleyici olan, sübjektif haklılık iddiası değil; bu iddianın usulüne uygun ve hukuken geçerli delillerle ispat edilmesidir. Bu çerçevede, ispat edilemeyen bir haklılık, yargısal anlamda sonuç doğurmayan bir iddia olarak kalmaktadır.
Nitekim delil rejimi bakımından, yalnızca delilin varlığı değil, aynı zamanda hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması da zorunludur. Kural olarak, kişilerin rızası olmaksızın seslerinin kayda alınması, hukuka aykırı delil niteliğinde olup, yargılamada dikkate alınmamaktadır. Bu durum, “haklılık” iddiasının, hukuka aykırı yöntemlerle desteklenmesi halinde dahi hükme esas alınamayacağını açıkça ortaya koymaktadır.
Bununla birlikte, yargı içtihatlarında özellikle boşanma davalarına özgü olarak bu katı yaklaşımın istisnai biçimde esnetildiği görülmektedir. Şöyle ki; taraflardan birinin, diğer tarafın hukuka aykırı eylemlerini ispatlamak amacıyla, başka türlü delil elde etme imkânının bulunmadığı, ani gelişen bir durum karşısında gerçekleştirdiği ses kayıtlarının, belirli koşullar altında hukuka uygun delil olarak kabul edilebildiği yönünde değerlendirmeler mevcuttur.
Bu istisnai kabul, esasen “haklı olmak yetmez, ispat gerekir” ilkesinin bir yansımasıdır. Zira bazı durumlarda, hakkın ispatı ancak sınırlı ve olağan dışı yöntemlerle mümkün olabilmektedir. Ancak burada belirleyici olan; müdahalenin ölçülülük ilkesine uygun olması, delil elde etme amacının hak arama özgürlüğü kapsamında kalması ve eylemin sistematik değil, zorunluluk arz eden ani bir durum çerçevesinde gerçekleşmesidir.
Aynı zamanda ceza hukuku bakımından incelendiğinde Yargıtay Kararlarına göre; boşanma davasındaki iddialarını ispatlamak için alınan ses kaydı suç teşkil etmez.